6 Ağustos 2015 Perşembe

Hastane Kokusu



Seven var mı bilmiyorum ama üzüntüdür hastane kokusu, hiç yılmadan her gün dilediğin dileklerin bir bir yok olduğu koridorların kokusudur. Yitip gitmiş umutların...

Aceleyle ve telaşla gidilen, sevdiklerinin gözlerine bakmamaya çalışarak yalanlar söylenen, geçmeyen günlerin kokusudur. Mutsuz ve yorgun doktorların ve işinden bıkmış hemşirelerin, huzursuzluğun kokusu.

Uyuduğunda, yemek yediğinde, yaşamak için gerek duyulan en basit hayati ihtiyaçları bile yerine getirdiğinde suçlu hissetmektir. Varlığına şükretmen gereken değerleri bir bir hatırlamaktır. Rutin hayatında üzüldüğün saçma sapan şeylerin değersizliğini anlamaktır. Sen en kötü hikaye senin sanırken, aylardır o koridorları çürütmüş insanların gözlerinden akan bir damla yaşla titreyen yüreklerdir. Bir annenin feryadıdır, bir babanın sessizliği. İlk defa gördüğün hasta yakınları ile birlikte ağlayıp birlikte gülmektir. Kenetlenmektir, tek yürek olmaktır sevdiklerinle.

Hastane kokusu imkanlar içinde imkansızlık, çaresizlik, dertlere dermansızlıktır. Gerçeği anlamak istemeyen ya da gerçekten anlamayan hasta yakınlarıdır. Hiç konuşmadan saatlerce bir noktaya bakmak, bir doktor görünce bir haber var mı acep diye pır pır eden yüreklerdir. Ne kadar kalacağıni bilmemek, gitsen gidememek, yerleşsen yerleşememektir. Çok kızmak, çok sevinmek, çok üzülmektir. Omuzlarında onlarca yük taşımak, çok ağlamak ya da ağlayamamaktır. Saatlerce aç kalmak ama hiç acıkmamaktır. Sır saklamaktır, mutsuzluk içinde mutlu olacak bir şeyler yine de bulmaya çabalamaktır.

Hayatının bir döneminde hastane koklayan insanlar çok çabuk büyürler. Asla unutmazlar. Ama hep söylendiği gibi hayat devam eder ve mutlu olmanın bir yolunu bulurlar elbet! 

Mis kokulu günler, sağlıkla!

(Dip not: çok sağlıklıyız, her şey yolunda, herkes için de öyle olmasını dilerim :))




19 Mart 2015 Perşembe

Tresor Midnight Rose - Lancome

Bir kadın düşünelim; zarif elbiseleri, fazla topuğu olmayan sade ayakkabıları, şapkası veya süslü saç aksesuarları, tüyler ve taşlı tokalar ile 1914 öncesinden bir kadın.


Soylu bir aileden geldiği ilk bakışta belli oluyor, güllü şapkası, mürdüm rengi kaliteli kumaşla süslenmiş ince bedeni ile tam bir Fransız kadını. Midnight Rose. Etkileyici. Paris akşamlarından romantik bir gece. 


Kesinlikle çok kalıcı. Bildiğimiz gül değil bu, daha olgun daha kadın. Sedir ağacı ve kuş üzümü farklılığı var notalarında. Bence 35 yaşlarında. Kokusunu nerede duysanız tanıyacağınız cinsten. Tam anlamı ile oturmuş bir karakter sahibi. Gizemli olmasına gizemli. Kokluyorsun, güzel! Ama söylemek zor aromasında kim kimden baskın. Bir hafta sonra gözünü kapatsan, kokusu burnuna gelmiyor, aklında canlanmıyor. Ama bir kokluyorsun özlediğin bir tanıdığını görmüş gibi bir mutluluk. Gülgillerden olan frambuaz, gül, kuş üzümü, vanilya, yasemin, pembe biber, yok yok yani. Pembe biber dediğimiz de biber değil aslında, Brezilya'da biber ağacından elde edilen olgun, güçlü pembe kırmızı meyveler kurutulduktan sonra hasat edilen bir şey. İşte bu saydıklarımız sedir ağacı ile öyle dozunda birleşiyor ki ne çok meyveli ve tatlı, ne de buram buram odunsu. Tam kararında. O yüzden bence 35 yaşında zaten. Ne şeker mi şeker meyveli bir çıtır, ne de kök salmış bir ağaç. 

Reklamlarda ilk görüşte aşk sloganı ile çıktı ama ben öyle düşünmüyorum. Şişeden kokluyorsun, güzelmiş. Ama tende bir başka, hele kıyafette öyle uzun süre kalıyor ki, Lancome yine yapmış, kuruşuna kadar hak etmiş dedirtiyor. Bu arada belirtmek gerekirse; reklam yüzü Emma Watson idi.


Bir dizi karakteri olsa Midnight Rose bence Game of Thrones Sansa Stark olurdu, yani Sophie Turner. Önce sevsek mi sevmesek mi bilemedik Sansa'yı. Çocuktu büyüdü ve bir kadın olgunluğuna erişti. Belki 30'lu yaşlarında bir Paris hanımefendisi değil ama onda gülün zarafeti, sedir ağacı ve kuş üzümünün olgunluğu var. Etkileyici ve dikkat çekici. Farklı ve iyi yetiştirilmiş. Soylu bir aileden geldiği her halinden belli. Kiminiz Sansa'yı çok beğenirken kiminiz de burun kıvırıyor eminim. İşte Midnight Rose da tam böyle.


2011'den bu yana bizlerle Midnight Rose, gece ve gündüz kullanımına uygun. Fiyat bilgisine gelecek olursak 50lik olanı 245 TL, 75lik olanı ise 305 TL. Bence de biraz pahalı, zaten Lancome'un nesi ucuz ki? İnternette 50lik boyunu 189 TL'ye görmüşlüğüm var. Tavsiyem Boyner veya YKM indirimlerini bekleyip, güvenilir ve daha hesaplı bir şekilde bu parfüme sahip olmak. Kokulu kokulu öpüldünüz efenim. 

8 Şubat 2015 Pazar

Victoria's Secret Bombshell



Bu haftanın parfümü son zamanlarda favorim olan Victoria's Secret Bombshell. Pembe şişesi ve kurdelesi ile gönlünüzü daha koklamadan fethediyor. Nasıl koktuğuna gelince; ben ilk defa VS Türkiye'ye geldiği zaman testerını tesadüfen denemiştim. Bu parfüm ''tutku'', ''çekicilik'' ve ''dişilik'' kokuyor.

Başkası için değil sadece insanın kendini iyi, güzel ve seksi hissetmesi için bile alınmalı. Şeker kız Candy'nin içine bir Victoria's Secret meleği kaçmış gibi. Gece, gündüz, yaz, kış kullanımına uygun. Şekerli fakat bence ağır değil. Meyve, çiçek, ihtiras ve tutkunun vanilya orkidesi ile buluştuğu cezbedici bir parfüm.

Bombshell hafif hafif yasemin ve kırmızı böğürtlen, ananas, çilek ve ağırlıklı olarak Brazilya'da yetişen ve passiflora ailesinden gelen ''passion fruits'' içermektedir. Türkçeleştirmek gerekirse 'Tutku Meyveleri'! Aynı cümle içinde passiflora ve tutku geçince bu parfümün bizde neden bağımlılık yarattığını anlamak da daha kolay bir hal alıyor sanırsam.

Parfümün kalıcılığını arttırmak isterseniz önce body losyonunu sürüp, gün içinde body mist ile tazelemenizi tavsiye ederim. Almayı düşünüyorsanız cebinize en az 200 TL koyun derim, 50 ml (189 TL), 100 ml (249TL) parfüm seçenekleri olduğu gibi bir de 50 ml parfüm, 100 ml body losyonu ve 125 ml body mist içeren bir set sunuyor Victoria's Secret bize.

2001 Yılı filmi olan Bu Nasıl Sarışın? (Legally Blonde) isimli filmde oynayan Reesee Witherspoon bence tıpkı Bombshell gibi kokuyordur. Boş bir zamanda vakit geçsin diye izlenebilecek eğlenceli bir film. Tam bir moda meraklısı olup pembe pembe giyinen sarışın bir ablamızın Harvard maceralarını konu alıyor. Öperim mis kokulu günler.





Reesee Witherspoon

6 Şubat 2015 Cuma

Kokuları Kelimelere Mühürlemek

Merhabalar,

çok düşündüm ne yazsam ne yazsam diye. Önce sinema ve kitaplar geldi aklıma ama o alanda sizlere fayda sağlayabilecek başarılı bir çok yazar var zaten. Sonra kendimin de zaman zaman çok zorlandığı bir konu olan parfümler ve kokuları geldi aklıma. Hepimizin başımıza gelmişliği vardır; gidersiniz parfüm almaya, onu kokla bunu kokla başınız döner resmen, sonra saçma sapan bir şey alır çıkarsınız.

Artık yılların verdiği tecrübe ile mi desem yoksa artık büyüdüm ve kişiliğim oturdu ne istediğimi, ne sevdiğimi çözdüm ondan mı desem bilemiyorum ama yanlış seçimler yapmaz oldum epeydir.

Kimi insan vardır bir parfüm seçer ve onunla özdeşleşir. Kimi insan da vardır ki ruh haline, mevsime göre bile kullandığı parfüm değişir. Ben ikinci örneğe daha yakınım, her yaşın başka koktuğuna, her anının bir kokusu olduğuna inanıyorum.

Umarım blogumun birilerine yardımı dokunur, dokunmasa bile ben kokuları kelimelere mühürlemiş olup yıllar sonra bir daha bir daha anımsamak için yazıyorum. Öpüldünüz efenim, mis kokulu günler dilerim.




Luscious Pink